|
Krizi fırsata çevirebilmek için 4 ana
noktaya odaklanın
İndirim yapmayın, reklam harcamalarını
kesmeyin, deneme ürünleri verin, anahtar ürünlerin pazara girişini
hızlandırın, farklı tanıtım kanallarına yönelin, yeni müşteri
kazanmaya değil, mevcut müşterileri elinizde tutmaya çalışın... Kriz
döneminde kaybeden şirketlerden olmak istemiyorsanız bu yanlışları
yapmayın.
Business Strategy Review tarafından strateji ve pazarlama konusunda
günümüzün en iyi düşünürlerinden biri olarak gösterilen Management
Centre Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Peter Fisk, kriz dönemlerinde
Türk şirketlerin de sıklıkla düştükleri yanlışları uzun bir listeyle
sıralıyor.
"Krizi
fırsata çevirebilmek"...
Son dönemde sıklıkla duyduğumuz bu cümleyi hayata geçirebilmek
kolay mı? Krizin hem bir tehdit hem de bir fırsat olduğu görüşünü
savunanlardan Peter Fisk, her krizin yeni kazananlar ve yeni
kaybedenler doğurduğuna işaret ediyor. Ona göre, hangi grupta yer
alacağınızı ise müşteri, pazarlama, fiyatlandırma ve kanal kullanımı
olmak üzere 4 ana noktadaki stratejiniz belirleyecek. Doğru
stratejilerle krizin kazanan şirketleri arasına girebileceğinizi
söyleyen Fisk'e göre, kazanan şirketlerin en önemli özelliği, en iyi
müşterileri ellerinde tutabilmeleri. Kriz dönemlerinde şirketlerin
en değerli varlıklarının sermayeleri değil, müşterileri olduğunu
vurgulayan Fisk, "Bir kriz sırasında müşteriler kolayca
unutulabilir. Ancak bu, kaybedenlerin yaptığı en büyük hatadır"
diyor. Fisk'e göre, kriz dönemi de olsa, insanlar yine alışveriş
yapmak zorundadır. Böyle dönemlerde olan ise, sadece insanların
önceliklerinin değişmesidir. Müşterilerin böyle dönemlerde en büyük
sıkıntısının kendilerini daha "fakir" hissedip güven kaybetmeleri
olduğunu söyleyen Fisk, bu nedenle çok daha dikkatli seçimler
yapmaya başladıklarına işaret ediyor. Ona göre, bu noktada bir
şirket için en önemli unsur, müşterilerin değişen ihtiyaçlarını
anlayabilmek.
Müşteriyi
elinizde tutun
Böyle dönemlerin pazara yeni ürünler sunmak için aslında en büyük
fırsat dönemleri olduğuna işaret eden Fisk, "Kriz dönemleri, yeni
fırsatların düşünülmesi, birkaç cesur hamlede bulunma zamanıdır.
Rakipleriniz kendini geri çektiği için, pazarda yenilikçi ürünler
için önemli bir boşluk doğuyor. Rakiplerinizin dikkati dağılmışken
pazara değerli yenilikler getirin. Özellikle müşterilerin aynı
ihtiyaçlarını görebilecek, daha az fonksiyonel ama çok daha uygun
fiyatlı ürünler bu dönemde hayata geçirilebilecek en akıllıca hamle"
diye konuşuyor. Örneğin bir otomotiv firması için kriz dönemleri
hybrid araçlarını pazara sunması için bulunmaz bir fırsat. Çünkü
yakıt tasarrufu ile öne çıkan bu araçlara talebin en çok
artabileceği dönemler, insanların tasarruf yapma eğiliminde olduğu
zamanlardır. Aynı şekilde büyük araçlar yerine, küçük araçların ön
plana çıkacağı bu dönem, krizden yakınan otomobil firmaları için
aslında önemli bir yeni pazar anlamına geliyor. Bu dönem, bir
teknoloji firması için, daha az fonksiyonel ama uygun fiyatlı
ürünleri pazara sunmak için de kaçırılmayacak fırsat. Sadece belli
temel fonksiyonları olan düşük fiyatlı cep telefonu stokları böyle
dönemlerde rahatlıkla eritilebilir. Ya da daha spesifik bir örnekle,
özellikle gençler arasında yeni bir moda yaratan iphone'a rakip
çıkarılacak daha uygun fiyatlı ürünler için tam da harekete geçme
zamanı. Fisk, kriz dönemlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli
ikinci unsurun ise odaklanmak olduğuna işaret ediyor. Bu yüzden
yapılması gereken, yeni müşteriler kazanmak yerin, eldeki müşteriyi
tutmaya çalışmak. Bunun yolu ise, alışveriş yaparken artık iki kere
düşünen mevcut müşterilere farklı fiyatta yeni ürün seçenekleri
sunarak alternatiflerini artırmak.
Anahtar
ürünler bulun
Fisk'e göre, kriz dönemlerinde yapılabilecek en büyük hata ise
indirim kampanyalarına gitmek. Böyle dönemlerde yapılacak indirimin
hem marka değerine zarar verdiği, hem de zaten iyice düşen kâr
marjlarını tamamen ortadan kaldırdığına işaret eden Fisk, "Nişantaşı
gibi yerde yürürken bile, karşılıklı tüm mağazaların yüzde 30-50
hatta 70'e varan indirimlere gittiğini gördüm. İndirim sayesinde
satışlarınızı, dolayısıyla gelirinizi artırabilirsiniz. Ama bir
işletme için önemli olan kârdır. Kâr etmeyeceğiniz gelir ne işinize
yarar?" diye soruyor. İndirim yerine, müşteriyi alışverişe teşvik
edecek bir başka tavsiyesi ise, pazara "anahtar ürünler" sunmak.
Örneğin giyim perakendesi alanında faaaliyet gösteriyorsanız, daha
düşük fiyatlı t-shirt, gömlek gibi ürünlerle müşterileri mağazaya
çekmeyi başarabilir, bu sayede diğer ürünlerinizden de almasını
sağlayabilirsiniz.
Kriz dönemlerinde uygulanacak fiyat stratejisi için Fisk'in
tavsiyesi ise dikkat çekici fiyat noktalarına odaklanmak. 1.99 veya
99 YTL gibi anahtar noktalar hala en çok işe yarayan uygulamalar.
Franchise
verin
Kriz dönemlerinde şirketlerin pazarlamaya her zamankinden daha fazla
ihtiyaç duyduğunu söyleyen Fisk'e göre, yapılan en büyük
yanlışlardan biri de pazarlama faaliyetlerinden vazgeçilmesi."Yaygın
yanlışa düşüp, pazarlarmaya sakın son vermeyin" diyen Fisk'in
tavsiyeleri ise şöyle: Mağaza sahibi olmayı değil, franchise vermeyi
seçin. Ürün satmak yerine lease etmeyi deneyin. Dağıtım kanallarına,
şubelere, bayilere yardımcı olun, ortak promosyonlar kullanarak
distribütörlerle çalışın. Daha kolay bir iade sistemi oturtun. Kriz
dönemlerinin birçok yeniliğin hayata geçirilmesi için önemli bir
fırsat olarak algılanması gerektiğini söyleyen Fisk, bunlardan
birinin de doğrudan satış yönteminin benimsenmesi olduğunu ifade
ediyor. Reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri konusunda Fisk'in
önerisi ise, maliyetleri önemli ölçüde düşüren aynı zamanda belirgin
bir etkinliği olan internetin kullanılması. Öncelikle yapılması
gereken ise, ürün kataloğunuzun internet sitenize yüklenmesi. Bu
sizi hem baskı maaliyetlerinden kurtaracak, hem de internette
ürününüzün görünürlük kazanmasıyla satışlarınızı artıracak.
Bir diğer öneri ise, internet üzerindeki sosyal ağları kullanmak.
Kişisel network'ün mutlaka işe yaradığını belirten Fisk, "Ağızdan
ağıza yayılan memnuniyet, onay ve taraftarlık kriz dönemlerinde
harcama yapmadan marka bilinirliğinizin artırmak için birebir"
diyor. Örneğin Zara'dan aldığı bir elbiseyle çektirdiği fotoğrafı
internette üye olduğu sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarına yayan bir
müşteriye gelen "çok yakışmış", "nereden aldın" veya "ben de
alacağım" gibi yorumlar satışlarınızın artmasını sağlayacaktır.
Burada önemli olan ise, sosyal networkleri kendi kişisel çıkarınız
için kullandığınız yönünde bir izlenim yaratılmaması.
Hindistan
kazandıracak
"Kriz dönemlerini fırsata çevirme"nin en önemli yollarından birinin
de yeni pazarlara girmek olduğunu anlatan Fisk, burada önemli olanın
doğru pazarı görebilmek olduğunu ifade ediyor. Hangi pazara girmek
için uygun zaman olduğunun göz önüne alınması gerektiğini ifade eden
Fisk, "Şu anda finansal krizle boğuşan Rusya'ya girerseniz, tabi ki
'krizde kaybedenler' arasında olursunuz. Ama eğer yeni pazarlama
açılma stratejeniz varsa, bu konjonktürde örneğin Hindistan pazarına
girenler kazanacktır. Neden Hindistan diye bakıldığında, global
krizden neredeyse etkilenmeyen az sayıdaki ülkeden biri. Çünkü kredi
kullanan, kart borcu olan, dolayısıyla da krizin vurduğu bir
topluluk yok. Herkes normal hayatına devam ediyor. Önemli olan en
doğru fırsatı görebilmek" diye konuşuyor.
Kriz,
reklam ve tanıtımı internet ve cep telefonlarına kaydırdı
Krizi aşmanın reklam ve pazarlama çalışmalarına hız vermekten
geçtiğine inanan şirketler, geleneksel reklam yatırımlarının yanında
internet, cep telefonu, broşür, ödüllü kampanya ve etkinlik gibi
doğrudan pazarlama uygulamalarını tercih etmeye başladı. Avrupa
Doğrudan Pazarlama Federasyonu (FEDMA) verilerine göre sektör kriz
dönemlerinde ortalama yüzde 10-12 büyüme gösteriyor. Türkiye'de 2007
yılındaki 3 milyar YTL'lik ciroya ulaşan doğrudan pazarlama
sektörünün krizle birlikte bu yıl yüzde 25 büyümesi bekleniyor.
Şirketlerin kriz ortamında satışları artırmak için hayata geçirdiği
bir diğer uygulama ise promosyonlar. İndirime gitmek yerine hediye
çeki uygulamasına yönelen firmalardan GAP, her 150 YTL'lik
alışverişe bir o kadarlık hediye çeki veriyor. Unitim bünyesinde
faaliyet gösteren Accessorize her 50 YTL'lik alışverişe 10 YTL
hediye çeki uygulamasına giderken, Collezione ise 75 YTL üzerindeki
alışverişlere yüzde 25 indirim uyguluyor.
KRİZDE EN
FARKLI UYGULAMA İNCİ'DEN GELDİ
Kızıltaş'ın kriz reçetesi
Şu anda tüketici harcama yapmak istemiyor. Sadece cazip bir kampanya
gördüğünde alışverişe yöneliyor. O nedenle tüketiciye fırsatlı bir
alışveriş döneminde olduğunu hissettirmemiz lazım. Biz krizden
bahsetmeden, promosyonlara gidiyoruz. "Eyvah kriz var" diye duyurup
da indirime gitmiyoruz. 29 ekimde bir banka kartına indirim vererek
bir promosyonumuz oldu. Bir diğer promosyonumuzu ise İnci, Damat
Tween ve İpekyol olarak ortaklaşa yaptık. Herhangi bir markadan 100
YTL'lik alışveriş yapana 25 YTL indirim çeki verdik. Müşteri bu
indirim hakkını 3 mağazadan herhangi birinde kullanabildi. Burada
birbirinin müşterisini çalmayacak markalar olmamız önemliydi.
Birimize gelen müşteri diğerine de gider diye düşündük. İlkbahar'da
daha yoğun bir promosyon uygulamasına geçeceğiz. Çünkü özellikle
sezon geçiş dönemlerinde yapılan promosyonların faydası çok daha
fazla oluyor. Kriz dönemlerinde satışlarda kampayalarla artış
oluyor.
BUNLARI
YAPIN
-Müşterilerin değişen önceliklerini anlayıp pazara ona göre
ürünler sürün
-1.99 veya 99 YTL gibi anahtar fiyatlara odaklanın
-Taktik promosyonlara gidin
-Ücretsiz deneme ürünleri dağıtın
-Mağaza sahibi olmak yerine, franchise vermeyi seçin
-Ürün satmak yerine lease etmeyi deneyin
-Pazara daha uygun fiyatlarla alınabilecek "anahtar ürün"ler sürerek
müşterileriniz için farklı fiyat seçenekleri yaratın.
-Krizde talebin artacağı ürünlere odaklanın. Örneğin otomobil
satışlarının düştüğü bu dönemde, daha az yakıt harcayan küçük
arabalar yükselişe geçecek. Ya da daha az fonksiyonel ancak ucuz
teknoloji ürünlerine talep artacak
BUNLARI
YAPMAYIN
-Pazarlamaya son vermeyin
-Yeni müşteriler edinmeye değil mevcut olanları elinizde tutmaya
odaklanın
-İndirim yapmayın. Bu hem marka değerinizi düşürür, hem de krizde
zaten iyice azalan kar marjlarınızın tamamen ortadan kalkmasına
neden olur.
-Kriz dönemlerinde aracılı satışlardan mümkün olduğu kadar kaçının.
Bu maliyet farkı ürün fiyatınıza yansıyacağı için satışlarınız
etkilenecektir.
Kaynak:Referans gazetesi
Krizde Maliyeti Düşürmek İsteyen Veri
Tabanına Sarıldı
Küresel mali krizin derinleşmesiyle
beraber şirketler maliyeti azaltarak performansı artırmanın
yollarını aramaya başladı. Bunlardan bir tanesi de girdi çıktıyı ve
tüm verileri kontol altına alarak verimliliği artırmak. Dünya
çapında iş zekası ve veri ambarı uygulamaları konusunda çalışan
Teradata’nın Türkiye Sorumlusu Jonathan Klaus da ekonomik
çalkantıyla beraber son bir kaç aydır yoğun talep aldıklarını
aktardı.
Bu yüzden şirketin her yıl düzenlediği
zirvenin bu seferki teması da "Zorlu Ekonomik Süreçlerle Başa Çıkma
Yolları".
Bugün gerçekleşecek olan toplantıda
Teradata’nın mevcut ve hedef müşterileri ile HSBC İngiltere
Pazarlama Müdürü, Vodafone Hollanda Pazarlama Müdürü ve Migros
Pazarlama Müdürü bir araya gelecek. "Ekonomi kötüye gittikçe
firmalar maliyetlerini düşürmek, işleri kontrol altına almak,
performansı artırmak için veri tabanına yöneliyor. Türkiye’de de
firmalar krize karşı gardlarını almaya başladı" diye konuşan
Teradata Türkiye Sorumlusu Jonathan Klaus, özellikle
telekomünikasyon ve bankacılık sektörlerinde veri tabanına olan
ihtiyacın arttığına dikkat çekti.
Klaus
bütün Avrupa’dan yeni müşteriler eklendiğini aktarırken Amerika’da
da sadece 3 günde 8 yeni müşteri kazandıklarını vurguladı.
Krizde İyi Müşteriyi Korumak Gerek
Klaus
şirketlerin özellikle kriz zamanlarında iyi müşterileri kaybetmemek
için satışlardan, depolara müşteri tercihlerinden rakiplerin
konumlanmasına kadar pek çok verinin iyi analiz etmesi gerektiğini
ifade etti.
Klaus,
özellikle telekomünikasyondaki büyümenin veri tabanlarına olan
gereksinimi artırdığını dile getirdi ve şöyle devam etti:
"Operatörler arasındaki rekabet şiddetleniyor. Bu şirketlerin
maliyeti nasıl düşürüp performansı artırması gerektiğini anlaması
lazım."
Bankaların da öncelikli hedefleri
arasında olduğunu ekleyen Klaus, "Bankaların krizde zorlanmasının
bir sebebi para alış verişinde girdikleri risk. Basel’deki
bankaların 2–3 yıldır yaptıkları gibi daha takip edilebilir ve
şeffaf sistemler kurmak şimdi moda oldu. Bu sistem çok uzun vadede
yol gösterdiği için bankaları krizlere karşı dirençli kıldı" diye
konuştu.
Dünyada faaliyet gösterdikleri
pazarlarda paylarının yüzde 15 ila 90 arasında değiştiğini söyleyen
Klaus, "Türkiye’de de Telekom ve banka sektöründe büyümek istiyoruz.
3 yıl içinde pazarın yüzde 50’sine ulaşmayı hedefliyoruz" dedi.
Kaynak: Referans Gazetesi |